
Herkes kendi şarkısını yazar
GÜLER’in ikinci albümünün adı “Bu Kadar Yeter”. Genç müzisyenin yeni albümündeki şarkılarına karamsarlık hâkim olsa da, o umudunu koruyor. Dinleyicilerden bir de isteği var; şarkılarına kendi öykülerini yazmaları.
Ali Deniz Uslu
Güler 1981 İstanbul doğumlu. Bursa’da müzik eğitimi aldı. Eğitimi sırasında başladığı müzik hayatına, İstanbul’da devam eden Güler bundan iki yıl önce ilk albümünü yayımladı. İlk albümünde istediğini yakalayamayan Güler’in ikinci albümünün adı “Bu Kadar Yeter”. Güler, ilk albümünde yaşadığı hayal kırıklığını üstünden atmış, hatalarından da ders almış. Şimdi istediğini yapıyor ve özgür. Yeni albümünün adı da buna bir gönderme.
- Müziği ciddiye alıp müzik yapmaya ne zaman karar verdiniz?
Liseden bu yana müzikle uğraşıyorum, ama profesyonel anlamda 2003’te bu işe başladım. Bursa’da öğrencilik yaptığım dönemde sahne ve bar programları yapıyordum. 2006’da ilk albüm geldi, ama hiç içime sinmedi, istediğimi yapamadığım için de orayı miladım olarak düşünmedim. Hatta ilk albüm sürecini hayatımdan kesmiş ve makaslamış durumdayım.
- İlk albümde yanlış ya da eksik olan neydi?
O dönemde amatör olmadığımı, bu işi çok rahat yapabileceğimi düşünmenin verdiği zaaf beni kandırdı. En büyük eksikliğim doku uyuşmazlığı yaşadığım firmaydı. Normalde punk tadında yaptığım şarkılar dokuz sekizlik oryantal ritimlere dönüştü. Ben de sözleşmeme attığım imzanın altında kalarak sistemin getirdiği dayatmaya yenik düştüm, elbette bu bana çok iyi bir tecrübe oldu.
- Yaşadığınız hayal kırıklığından sonra yeniden müzikte yol olmak kolay olmasa gerek.
Kendinizi anlatmak isterken yanlış anlaşıldığınızda sonuçlar çok can sıkıcı olabiliyor. İlk albüme kadar hep sahnelerdeyken sonradan sahneden ayağım kesildi. Yaptığım ile yapmak istediğim şey farklı olunca ben de içimdeki tutarsızlığı bir süre dolduramadım.
ROCK MÜZİĞE İNANIYORUM...
- Bu “Bu Kadar Yeter”e de yansımış. Albümün adı da bir gönderme sanırım.
Bu süreçte beni hep depresif şeyler besledi. Sıkıntılar, hayal kırıklıkları ve yeniden umutlanma bu albümün genel havasını verdi. Bu albümdeki şarkıları insanlar maalesef aşk şarkıları zannediyorlar ama değiller. Yalnızca “Sevgilim Hoşçakal” bunu anlatıyor. Şarkılarım genelde çok içe dönük ama insanlar şarkıları kendileri yazarlar ve içlerindeki hikâyeyi ona öykünürler. Bu güzel bir değişim ama besteci farklı anlamlarını dinleyene ulaştıramazsa bir çatışma da kaçınılmaz olur. Yani insanlar görmek istediklerini görür. Belki de doğru olan bu.
- Müziğini bir tanıma sığdırabiliyor musunuz?
Yaptığım müziğin tamlanan kısmında karar kılındığı sürece tamlayan kısmının çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Yani pop rock, alternatif rock, indie rock benim için çok anlamlı sınıflandırmalar değil. Ben rock müziğe inanıyorum. Ben ise alternatif ve pop rock arasında bir paralellik görüyorum ama yine de tamlama koymayı doğru bulmuyorum.
- “Sevgilim Hoşçakal” isminizden ve albümden daha fazla tanınıyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
Rahatsız etmiyor ama mutlu da etmiyor. Zaten ya isminiz şarkıyı tanıtır ya da şarkınız isminizi tanıtır. Şimdi şarkı önde gidiyor.
- Albümü kendi imkânlarınızla çıkarmıştınız. Bu da geçmişe yönelik korkular nedeniyle müzik piyasasına bir tepki miydi?
Ben ilk albümde yaşadıklarımdan ağır hasarlarla çıktım, güvenimi yitirdim, o yüzden hiçbir firmaya gitmedim ve kendi imkânlarımla yaptım. Müzik için önceden çok ödün verdim, şimdi de bunun ötesine geçmek ve yaralarımı sarmak istiyordum.
- Bu albüm beş şarkıdan oluşuyor. Bu da müziğin kolay tüketildiği bir zamana bilinçli bir gönderme mi?
Üretmek sancılı ve zor bir süreç. Ben de bir şeyler yaratmanın derdine düşmüşüm. Zaten sunulanı anında tüketip yok eden bir zihniyete sahibiz. Ben de ilk albüme 12 şarkımı koyup heba etmek istemedim, bu gerçek. Ben kolay şarkı yapamıyorum, kolay yaptığım şarkılar da “kolay” oluyor. Maddi ve manevi olarak karşılığını alamadığımız ve beslenemediğimiz bir sektöre hak ettiğinden fazla hizmet etmemiz gerekiyor. Ben de az ama sıkı şarkılarla yola devam ediyorum.
- Şimdi neler yapıyorsunuz?
Sezen Aksu’nun “Adem Olan Anlar”ına klip çektik. Ekim başında, yani insanların yazı bırakıp geceleri kullanmaya başladıklarında yine sahnelerde olacağım. l